Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerimiz yani KOBİ’lerimize ekonominin can damarı desek herhalde yanlış bir ifade kullanmış olmayız.

Dünya Ticaret Örgütü (WTO)’nün yaptığı araştırmalara göre KOBİ sınıfındaki işletmeler gelişmiş ülkelerdeki toplam iş hacminin %90’ını, istihdamın %70’ini ve hasılatın %55’ini sağlamaktadır. Aynı şekilde ülkemizde de işletmelerin %99,8’ini ve istihdamın %77,8’ini KOBİ’ler oluşturmaktadır.

Bu bilgilerin ışığında şunu rahatlıkta söyleyebiliriz ki Dijital Dönüşüm ve Endüstri 4.0’ın tetikleyici bir güç olarak gerek ülkemizde gerekse global düzeyde topyekün bir katma değer sağlayabilmesi için KOBİ’lerin bu dönüşüme ayak uydurabilmesi gereklidir. Bu sürecin sadece Holding ve Çok Uluslu Şirketlerin bayraktarlığında devam ettirilebilmesi pek mümkün gözükmemektedir, zira bu şirketler zaten sahip oldukları finansal ve kurumsal yapıları ile rekabette ve değişen koşullara ayak uydurma hususunda bir adım öndedirler.

KOBİ’ler ise gerek kırılgan bir mali yapıya sahip olmaları; gerek rekabet ve çevresel koşullardan oldukça ağır bir şekilde etkilenebilecekleri için yapısal anlamda bir dönüşüm geçirerek öncelikle Sürdürülebilir bir yapı ortaya koymalıdırlar. Yapılan bir araştırmaya göre ülkemizde KOBİ’lerin ortalama ömrü 11 ile 13 yıl arasındadır. Bu süreyi uzatmak sadece finansal süreçleri iyileştirerek sağlanamaz. Peki ne yapılmalı?

Öncelikle işletmeye bütünsel bir bakış açısıyla bakarak tüm iş süreçleri ortaya konmalı. Üretilen ve satılan bir Ürün, Hizmet kısacası İş varsa, bu işlerin spesifik bir şekilde tanımlanması; sınırlarının belirlenmesi ve nerede katma değere dönüştüğü belirlenmelidir. (Bkz: İş Süreçleri Yönetimi)

Ardından belirlenen iş süreçleri üzerinde herhangi bir katma değer yaratmayan; israf ve tekrar olarak adlandırılabilecekler işler elimine edildikten sonra kalan süreçler bu gözle yeniden değerlendirilmeli; uygun teknolojilerle nasıl adapte edileceği araştırılmalıdır? (Bkz: Dijital Dönüşüm)
İşte en büyük problemlerden biri de budur: Hangi süreçlerden başlayarak dijitalleşmeliyiz?

Her işletmenin yapısı, sektörü ve kimliği kendine has olduğundan bunun standart bir yanıtı olmamakla beraber şöyle bir yol haritası ortaya konabilir:

“İşletmenin temel faaliyet alanı üzerinde doğrudan etkili olan, Operasyonel Süreçler dediğimiz Core (Çekirdek) Süreçleri dijital bir bakış açısıyla yeniden ele alarak bu alanlara öncelikli olarak yoğunlaşmak”.

Örneğin üretim sektöründeki bir firma düşünelim. Hammadde alan, bunları stoklayan, belli bir ürün gamına sahip, mavi ve beyaz yaka çalışanları olan bir firmamız olsun.

Bu firmanın öncelikle stok, üretim, muhasebe süreçlerinin tamamını tek bir sistemden takip edebilmesi için merkezi bir ERP sistemi gerekir.
Burada hedef şudur: “Siparişlerine göre üretimini planlayan, stok yönetimini buna göre gerçekleştiren, finansal süreçlerini satış süreçleri ile entegre yöneterek sağlam bir Üretim Planlama/Satış/Stok ve Malzeme Yönetimi sağlamak. ERP olmadan herhalde başka bir yazılımdan bahsetmek uygun olmayacaktır.”

ERP mantığını kavramış ve belli bir dijital olgunluğa erişmiş bu firmada sonraki adımlar;

Şirket içi görev, doküman ve bilgi akışı için bir BPM ( İş Süreçleri Yönetimi) sistemi kurulması.

Makina, ekipman vb envanterin yaşam döngüsü takibi, planlı, arızi ve kestirimci bakım yönetimi için bir Varlık/Bakım Yönetimi sisteminin devreye alınması.

Yukarıda sözünü ettiğimiz sistemler ilk başta KOBİ statüsündeki bir firma için elbette lüks görülebilir, hatta bu sistemlerin tümünü aynı anda implemente etmeyi ben de tavsiye etmem. Ancak bu, bir dijital dönüşüm yolculuğu ve öncelikli olarak iyileştirilecek süreçleri belirledikten sonra gidilecek istikameti bizlere gösteriyor.

Yukarıda bahsettiğim çözümlere ek olarak firma büyüdükçe ve müşteri sayısı arttıkça birtakım Yönetim Sistemi Standartlarına (ISO 9001, ISO 45001 vb ) ve regülasyonlara da uymak durumunda kalacak. Bu sebeple bu süreçlerini kapsayan ve yöneten bir sisteme de ihtiyaç doğacaktır. Üretimin dijitalleşmesi ve Endüstri 4.0’a entegrasyonu konusunda da Üretim Zekası ( MES, IIOT, Robotik vb ) çözümler nihai varılacak hedef olarak karşımıza çıkacaktır.

Dijital Dönüşüm = Yazılım demek değildir. Hatta birden fazla iş uygulamasını satın alıp karışık bir sistem kurmak demek de değil. Böyle bir yaklaşım, işletmelerimizde satın alınan ancak kullanılmayan nice sisteme harcanan milyonlarca liralık milli servete mal olmakta. Beraberinde getirdiği işgücü ve verim kaybı da cabası. Olması gereken öncelikle mevcut durumun analiz edilerek ortaya bir yol haritası konulması ve bu şekilde ilerlenmesidir.

KOBİ’lerimizde ve daha genel anlamda işletmelerimizde dijital dönüşüm, organizasyonun gelecekte de var olabilmesi için ortaya sağlam bir vizyon koyup bu doğrultuda belirlediği realist yol haritasına uymasıyla gerçekleşebilir.

Mehmet Onur Beşer / Peda Bilişim

Endüstri 4.0 / İş Süreçleri Yönetimi / Dijital Dönüşüm Danışmanı

Endüstri Mühendisi